11 tarif
Zeytinyağı, taze ot, limon ve peynirin etrafında şekillenen, Ege'nin karşı kıyısından bize çok tanıdık gelen sade ve güneşli bir Akdeniz mutfağı.
Hikâyesini okuFırınlanmış patlıcan ve patates katlarının tarçın kokulu kıymalı sosla buluşup kalın bir beşamel tabakasıyla altın rengi pişirildiği Yunan klasiği.
Süzme yoğurt, suyu sıkılmış salatalık, sarımsak ve zeytinyağıyla hazırlanan, cacığın koyu kıvamlı Yunan kuzeni.
Olgun domates, salatalık, kırmızı soğan, zeytin ve kalın bir dilim beyaz peynirin kekik ve zeytinyağıyla buluştuğu marulsuz köy salatası.
Limon, sarımsak ve kekikle marine edilmiş tavuk şişlerinin ızgarada pişip sıcak pide, tzatziki ve domatesle sarıldığı Yunan sokak lezzeti.
Ispanak, taze soğan, dereotu ve feta peynirinden oluşan iç harcın çıtır yufka katları arasında fırınlandığı Yunan böreği.
Tavuk suyunda pişen pirincin yumurta ve limonla terbiyelenerek ipeksi bir kıvama kavuştuğu, ferahlatıcı Yunan tavuk çorbası.
Domates ve biberlerin otlu pirinç harcıyla doldurulup patateslerle birlikte bol zeytinyağında fırınlandığı Yunan yaz yemeği.
Makarna, tarçın kokulu kıymalı sos ve kalın bir beşamel katmanının fırında altın rengi kabuk bağladığı, Yunan sofralarının bayram makarnası.
Nane, kekik ve rendelenmiş soğanla kokulanan, una bulanıp kızartılan dışı çıtır içi yumuşacık Yunan köfteleri.
Mayalı hamurdan kızartılan, sıcakken ballı şuruba bulanıp tarçın ve cevizle servis edilen çıtır Yunan lokmaları.
Kuru fasulyenin havuç, kereviz ve domatesle bol zeytinyağında ağır ağır piştiği, bir gece önceden ıslatılan fasulyeyle hazırlanan doyurucu Yunan çorbası.
Yunan mutfağının temeli, binlerce yıldır Akdeniz sofralarını taşıyan üç ürüne dayanır: buğday, zeytin ve üzüm. Antik Yunan'da ekmek, zeytinyağı, şarap, baklagiller, peynir ve balık günlük beslenmenin merkezindeydi. Bugün bile pek çok Yunan yemeği bu sade ama güçlü temel üzerine kuruludur: iyi bir zeytinyağı, olgun domates ve bir avuç taze ot.
Bizans döneminde baharat ticareti ve manastır mutfakları sofrayı zenginleştirdi. Ardından gelen yüzyıllar boyunca Osmanlı idaresi altında yaşanan uzun ortak hayat, Ege'nin iki yakasında birbirine çok benzeyen yemeklerin ortaya çıkmasına yol açtı. Musakka, dolmadakia (yaprak sarma), keftedes (köfte), tzatziki (cacık) ve baklava gibi yemekler hem Türk hem Yunan sofralarında yaşar; isimleri bile çoğu zaman ortaktır. Bu yemeklerin "kime ait olduğu" sorusundan çok, aynı coğrafyayı paylaşan toplulukların birbirinden öğrenerek zenginleştirdiği bir miras olduğunu söylemek daha doğrudur. 20. yüzyılın başında aşçı Nikolaos Tselementes'in Fransız etkili beşamel sosu musakkaya eklemesi gibi modern dokunuşlar da bu mutfağın bugünkü halini belirledi.
Yunanistan küçük bir ülke olsa da mutfağı bölgeden bölgeye değişir. Adalarda balık, ahtapot ve kurutulmuş domates öne çıkar; Girit, yabani otları, peynirleri ve dakos denen arpa peksimeti salatasıyla ünlüdür. Kuzeyde Makedonya ve Trakya'da daha baharatlı ve doyurucu yemekler, Epir'in dağlık köylerinde ise sayısız börek (pita) çeşidi görülür. Selanik'in sokak lezzetleri, şehrin çok kültürlü geçmişini bugün de yansıtır.
Yunan mutfağının alfabesi zeytinyağı, limon, kekik, dereotu, nane ve sarımsaktır. Beyaz peynir (feta), kaşar benzeri kefalotiri ve süzme yoğurt sofradan eksik olmaz. Kuru baklagiller ve sebzelerin bolca zeytinyağıyla uzun süre pişirildiği "ladera" yemekleri, bizim zeytinyağlılarımızın yakın akrabasıdır. Izgarada pişen etler genellikle sadece limon, tuz ve kekikle tatlandırılır; amaç malzemenin kendi lezzetini öne çıkarmaktır.
İşe horiatiki, yani bol domatesli, salatalıklı, zeytinli ve koca bir dilim beyaz peynirli Yunan köy salatasıyla başlayın: hiçbir pişirme gerektirmez ama malzeme kalitesinin önemini öğretir. Ardından tzatziki ve limonlu, kekikli tavuk souvlaki ile marinasyonun gücünü keşfedebilirsiniz. Biraz daha deneyim kazanınca ıspanaklı spanakopita ile yufkayla çalışmayı deneyebilirsiniz.